reklam banneri

Haftanın Öne Çıkanları

Eski Mısır Sanatı

Tarih : 18:10:00 Yorum (0)

Eski Mısır Sanatı

Eski Mısır SanatıFiravun dönemi uygarlıklarının en sadık tanığı olan eski Mısır sanatı benzersiz özellikleriyle hemen dikkati çeker. Belli kurallara uyan bu sanat, Yukarı ve Aşağı Mısır'da üç bin yıllık bir süre içinde görülen toplum yaşamının, düşüncenin, dinin ve firavunların özelliklerinin yansımasıdır. Eski Mısır'da sanat için sanat anlayışı yoktur. Gerçektende Eski Mısır dilinde sanatı ve sanatçıyı belirtecek hiçbir sözcük bulunmaz: Bu dilde yalnızca 'çalışma'dan ve 'zanaatkâr’dan söz edilir. Her yapıt, belli bir eylemde bulunmak ve yararlı olmak için yaratılmıştır, her anıtın yaşamsal bir işlevi vardır. Zanaatkâr, Evren'le ilgili mitolojik bir görüşten kalkarak ve Evren'e hareket getiren öğeleri büyüleyici bir biçimde kullanarak, doğanın yarattığı kadar gerçek olan varlıklar yaratır; amacı eylemi büyünün korumasıyla bezemek ve yaratılan yapıtı iyi ya da kötü yapabilme gücüyle donatmaktır. Hemen her zaman metinlerle süslü olan sanat yapıtı, üzerinde bulunan hiyerogliflerle tanınır.

Eski Mısır sanatı bir gelenek sanatıdır. Mısır'da en eski dönemlerden beri rastlanan doğal öğeler, bu sanatı büyük ölçüde etkilemiştir, Irmak, bataklıklar, sazlar, papirüsler, deniz yüzeyinin üstüne çıkmış kara parçaları, çok geçmeden ve her zaman için sütunların biçimlerini, tapınak ve saraylardaki bitki süslemelerini etkilemiştir.

Tapınaklar benzer bir temel planı üstüne kurulmuştur. Bunun da en güzel en yetkin örneğini, Edfu tapınağı oluşturur. Yeni imparatorluk (Abidos, Karnak, Luksor, Ebu Simbel, Ramasseum, Medinet-Abu) ve Plotemaios dönemi (Dandara, Edfu, Esneh, Kom-Ombo, Philai) tapınakları görkemli görünüşleri ve zenginlikleriyle Yukarı Mısır'ı gezenleri etkiler.

Eski Mısır'da mezarlar ölülerin evleridir ve ölünün, 'öte yaşam'daki serüvenini kolaylaştırmak amacı güden özelliklerle donatılmıştır. Eski İmparatorluk döneminde mezar, 'Mastaba' adı verilen dikdörtgen bir sıra biçimindeydi, Gize ve Sakkara mastabalarını süsleyen alçak kabartmalarda ölünün yaşarken katıldığı etkinlikleri (tarlada çalışma, avlanma, balık tutma, zanaat işleri, eğlence) yansıtan sahneler yer alır. Yerden tavana yatay şeritler biçiminde düzenlenmiş bu tablolar, dönemin insanlarının gündelik yaşamıyla ilgili çoğu kez sevimli gündelik ayrıntılar sunar. Orta İmparatorluk mezarları Eski İmparatorluk mezarlarından daha az görkemli, Yeni İmparatorluk dönemindeki mezarlara göre de daha az ünlüdür. Yeni İmparatorluk'ta Teb dağına oyulmuş mezarlar göz kamaştırıcı güzellikte küçük anıtlardır. Amenofis ve Ramses dönemlerinde yaşamış soylular ve uluların mezarları burada yer alır. Duvarlara işlenmiş konular, bitip tükenmez ayrıntılarla, hareketlerdeki özgürlükle, kişilerin çekiciliğiyle sürekli yenilenir. Kral mezarları değişik biçimlerde evrim geçirmiştir. Eski İmparatorlukta Firavun, Tanrılara kavuştuğu piramide gömülürdü. Orta İmparatorluğun mezarlarında hiçbir resim yoktur. Yeni İmparatorlukta Teb kralları Nil'in batı kıyısında Krallar Vadisi'nde oydurdular. Burada mezar, Güneş'in gece yolculuğunu yaptığı yere, ölü firavun ise Güneş'e benzetilirdi. Krallık mezarlarının duvarları, öbür dünyada yapılan güneş yolculuğu mitolojisi yanı sıra Güneş'in geceleyin karşılaştığı düşman devleri yenip, geceden şafağa zaferle çıkışıyla ilgili mitolojiyi anlatan bazı metinler ve resimlerle süslüdür.