reklam banneri

Haftanın Öne Çıkanları

Eskilerin Şaşırtan Teknolojisi

Tarih : 10:50:00 Yorum (0)

400.000.000 Yıllık Çekiç 
Resimde gördüğünüz çekiç bir kum taşı içinde bulundu. Yani prensibe göre, bu kum taşı oluşurken çekiç oradaydı. Keşif, 1844 yılında Fizikçi David Brewster tarafından yapıldı. (Kingoodie, Myinfield-İngiltere). İngiliz jeoloji araştırma merkezinden Dr. A. W. Med tarafından yapılan analizlerde bu kum taşının yaşının 360 ile 460 milyon yıl olduğu saptandı. Yani çekicin de o kadar eski olması gerekiyor. Ama bilim dünyasına göre böyle bir şey imkansız!

400.000.000-Yıllık-Çekiç

Kristal Kafatası
İngiliz Anna Mitchell Hedges, 1 Ocak 1924’de Mayaların kayıp şehri Lubaantun’da piramit tapınağının mihrabının altında kristal bir kafatası buldu. Gerçek insan kafatası boyutlarında olan bu kafatası tamamen şeffaf kuartz kristalinden yapılmıştı. Kristaller karbon içermediği için bu kristal kafatası, dünyaca ünlü Hewlett Packard firmasının bilim insanları tarafından çok çeşitli testlere tabi tutuldu. Sonuçlar bilim insanlarını hayrete düşürdü. Kristal kafatasının ancak ileri bir teknoloji kullanılarak yapılabileceğini ortaya koyan testlerin sonuçları şöyleydi;
1. Bilim insanlarından oluşan ekip, kristal kafatasının günümüzde iletişim sektöründe kullanılan ve bellek kapasitesi diğer materyallerden daha yüksek olan "piezo-elektrik silikon dioksit" isimli bir tür kuartz kristalinden yapıldığını ortaya çıkardı. Günümüzde kullanılan mikroişlemciler de bu maddeden üretilmektedir. Ancak daha da çarpıcı olan, bu kristal türünün henüz 19. yüzyılda keşfedilmiş olmasıdır.
2. Piezo-elektrik silikon dioksit türündeki bu kristal, hem negatif (-) hem pozitif (+) kutuplaşma özelliğine sahiptir. Bu özelliği dolayısıyla kristal kafatası akü ve pillerde olduğu gibi, kendi elektriğini üretebilir.
3. Bilim insanları kutuplaşmış bir seriyi test için kullanarak iki ayrı parçadan oluşan kafatasının alt çenesiyle, üst kafatası kemikleriyle aynı kristal bloğundan yapıldığını tespit ettiler. Kuartz kristalinin elmastan daha yumuşak ve çok daha fazla kırılgan bir madde olması nedeniyle, kafatasının tek bir parça kristalden yontularak elde edilmiş olmasının neredeyse imkansız olması bilim insanlarını hayrete düşürdü.
4. Mikroskop altında inceleme yapan bilim insanları, kafatasının üzerinde modern otomatik aletlerin ya da mekanik aletlerin kullanıldığına dair hiç bir iz bulamadılar. Bilim insanları tek bir parça kristalden alt çene gibi son derece hassas ve nadir bir parçanın modern elmas uçlu aletler kullanılarak dahi kırılmadan oyulmasının imkansız olduğu sonucuna vardı.
5. Bilim insanları kristal kafatasının hiç alet kullanılmadan, elmas parçasıyla aşındırılarak oyulabileceğini, ancak bunun da birkaç insan nesli boyunca 300 yıl gibi bir süre devam etmesi gerektiğini hesapladılar.
6. Günümüzde kristaller eksenleri etrafından yontulurlar. Çünkü kristallerde moleküler bir simetri vardır. Kristali kırmamak için, doğal yapısına göre yani bu moleküler simetriye uygun olarak kesilmesi gerekir. Laser ya da yüksek teknoloji kesme yöntemleri kullanılsa dahi kristaller doğal eksenlerine göre kesilmedikleri takdirde parçalanırlar. Ama bu kristal kafatası, ekseninden tamamen bağımsız şekilde kesilmesine rağmen, fizik kurallarına aykırı olarak, hiç bir kırılma ya da çatlama olmadan yontulmuştur.
7. Kafatasının optik özellikleri de bilim insanlarını şaşkınlığa sürükledi. Kafatasına alttan verilen ışık normal şartlarda heryana yayılması gerekirken, bu kristal içinde bir kanal oluşturarak tam göz yuvalarının olduğu yere odaklanarak dışarı yansıyordu.
8- Kafatasının bir başka şaşırtıcı optik özelliği de, alt-arka kısmına yerleştirilmiş olan prizmadır. Göz çukurlarına çarpan tüm ışık ışınları bu prizmadan yansır. Bu nedenle göz çukurlarının içine doğru bakıldığında, tüm oda kristal kafatasının gözlerinin içinde görülebilir.


Kristal-Kafatası

Dashka Taşı
Bu 120 milyon yıllık taş parçasının yüzeyi, Ural Bölgesini gösteren bir haritayla kaplıdır. Görünüşe göre bu kadar eski bir haritanın olması imkansızdır. Bashkir State Üniversitesindeki bilim insanları, bu eseri çok eski zamanlarda, gelişmiş uygarlıkların olduğuna dair kanıtlardan biri olarak yorumluyorlar. Bu gerçekten de insan eliyle yapılmış bir rölyeftir.
Günümüz askeri haritalarıyla neredeyse aynı karakterik özellikleri sergilemektedir. Harita sivil çalışmaları göstermekte yani uzunluğu 12.000 km.’yi bulan kanallar, nehirlere çekilen çitler, güçlü barajlar… Kanallardan çokta uzakta olmayan yerde elmas biçimindeki yerler gösterilmiştir. (Ne anlattığı bilinmemektedir). Ayrıca harita bazı yazıları da içermektedir. Hatta sayılar bile vardır. Bilim insanları önce bunun eski Çince olduğunu düşündüler. Daha sonra bu düşünce bilinmeyen bir kaynağa ait hiyeroglif – syllabic türü yazıya dönmüştür. Bilim insanları bu yazıları şimdiye kadar çözemediler.


Dashka-Taşı

Baalbek’teki Kaya Taşları
Lübnan’ın Baalbek şehri yakınlarındaki işlenmiş dev kaya blokları. Bu taşlar binlerce yıl öncesinde buraya getirilmişti. Resimde gördüğünüz parça 1050 ton ağırlığında ve 25 metre uzunluğundadır. Bu “momolit” takma adlı yekpare blok, dünya üzerindeki işlenmiş en büyük taş bloktur. Soru şu: Bu taşları kimler, hangi teknolojiyle ve nasıl buraya getirebilmişti?

Baalbek’teki-Kaya-Taşları

Chupicuaro Heykelcikleri 
1945 yılında Waldemar Julsrud adlı deneyimli bir arkeolog, Meksika’daki El Toro Dağı eteklerinde gömülmüş vaziyette kilden yapılmış küçük heykelcikler buldu. Daha sonra El Toro şehri yakınlarında ve şehrin diğer tarafında Chivo Dağ yakınlarında porselenden yapılmış 33.000’den fazla heykelcik bulundu. Buluntular, Chupicuaro, klasik kültür öncesine aitti. (M.Ö. 800’den M.Ö. 200’e kadar olan dönem) Bulunan heykelcikler, 65 milyon yıl önce yok oldukları düşünülen çeşitli türlerdeki dinozorları kusursuzca tasvir ediyordu. Modern bilim döneminde neye benzedikleri ancak çözümlenen tarih öncesi bu yaratıkları nasıl oldu da böyle eski bir uygarlık, kusursuzca sanat eserlerine yansıtabilmişti?

Chupicuaro-Heykelcikleri

Afrika’daki Metal Kürecikler 
Bu metal kürecikler, Güney Afrika, Klerksdorp’tan. Birinin üzerinde kürenin çevresini dolaşacak şekilde birbirine paralel 3 çizgi oyulmuş. Bu küreler Cambrian devri öncesine ait pek çok mineral arasında bulunmuştur (2,8 milyar yıl öncesi). Bu kürelerden bazıları 6 milimetre kalınlığında, ince bir kabuğa sahiptirler. Bu ince kabuk kırıldığı zaman kürenin içinden süngerimsi garip bir şey çıkıyor.Bu süngerimsi şey havayla temas edince parçalanıp toz haline geliyor. Bu kürelerin ne oldukları, kimler tarafından ve ne amaçla yapıldıkları bilinmiyor. Üstelik bu metal kürecikler, 2,8 milyar yaşındalar.

Afrika’daki-Metal-Kürecikler


5.000.000 Yıllık Takma Göz 
Arkeologlar, İran’da 5000 yıllık bir altın yapay göz buldu. Kâhin ya da rahibe olduğu olduğu sanılan kadının gözüne operasyonla takma gözü yerleştirdiği sanılıyor. 

O dönemde yaşayan insanların bu yapay göz sayesinde gizli güçlere sahip olduğuna ve geleceği görebildiğine inanılıyordu.Yaklaşık 30 yaşlarındaki kadının mezarında süslü bir bronz ayna da bulundu. Afganistan sınırında 5000 yıllık keşfi yapan İtalyan ve İranlı arkeolog grubunun lideri Lorenzo Costantini, gözün kadına gizemli güçleri olduğu izlenimini verdiği için takıldığını söyledi.


5.000.000-Yıllık-Takma-Göz

1000 Yıllda Yapılan Kent
Pasifik Okyanusu’ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200′de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hala sır.

1000-Yıllda-Yapılan-Kent


Bu Makalemi Arkadaşlarınızla Paylaşın