reklam banneri

Haftanın Öne Çıkanları

Çözülmemiş Bir Gizem: Kendinden Yanıp Kül Olan İnsanlar!

Tarih : 13:08:00 Yorum (0)



1. Yarım Saatte Geriye Kül Yığınından Başka Birşey Kalmıyor!



Yarım Saatte Geriye Kül Yığınından Başka Birşey Kalmıyor!
Günün telaşını atlatmış, rahatlamış şekilde en sevdiğiniz  koltuğunuza yerleşiyorsunuz. Sakin sessiz uyuklarken birden başınızda can sıkıcı bir zonklama ve gözlerde bir basınç hissi beliriyor, derken vücudunuzda içten yükselen bir ısı hissediyorsunuz. Sonra içinizdeki ısı gitgide büyüyor ve dehşete kapılmış şekilde, kilitlenmiş vücudunuzu hareket ettirmeye çalışırken, ciğerleriniz yanıyor ve sonra ağzınızdan dışarıya alevler çıkmaya başlıyor. Alev alıyorsunuz. Bilincinizi kaybettiğiniz andan itibaren çok kısa sürede geride bacaklarınız hariç bir kül yığnından başka birşey kalmıyor. 
İnsanların bir dış tetikleyici olmadan içten başlayarak, alev alıp, kül olana kadar yanması olarak tanımlanan fenomen bugüne kadar açıklanabilmiş değil. Dünyada yüzlerce kendi kendine alev alma vakası var ve bu olayların çoğu ev kazaları sonucu çıkan yangınlar gibi anlatılıyor. Oysa durum biraz farklı...
Araştırmacılar sebebini iki başlık altında topluyor. Bilimsel ve parapsikolojik nedenler...
" İnsanın kendi kendine yanması gerçek bir tehdittir"  Konfüçyüs

2. 67 Yaşındaki Mary Reeser'den Geriye Kalanlar...



67 Yaşındaki Mary Reeser'den Geriye Kalanlar...
67 yaşındaki Mary Reeser yalnız yaşayan bir kadındır. 
Gece yan dairede yoğun ısı hisseden ev sahibesi, sabah Bayan Mary'e gelen telegrafı vermek üzere kapısını çalar. Cevap alamayınca içeri girmek için kapı koluna dokunmasıyla sıçraması bir olur. Dairenin kapı tokmağı akkor halindedir.
Küçük dairesel yanık alanının içinde, Bayan Reeser'ın terlik giymiş bacağının parçası ve oturduğu sandalyelerin kömürleşmiş helezon yayları ile karşılaşan evsahibesi gibi olaya müdahale etmeye gelen itfayeci, polis ve doktorlar da  şaşkına döner.
Ani ve kuvvetli yanma sebebiyle kafatası beyzbol topu kadar küçülen, 70 kg ağırlığındaki kadın, 450 gram ağırlığa düşmüş, nerdeyse buharlaşmıştır. Sadece bayan Reeser'in oturduğu köşenin duvarları isle kaplanmış, ayna çatlamış, yakındaki elektrik düğmeleri ve mumlar erimiştir.
Isı prizleri bile eritmişse de kemikleri kül haline cevirecek kadar yüksek dereceli bir sıcaklığa ulaşamayacağını söyleyen FBI yetkilileri, polis müfettişi ve adli tıp uzmanları olayın içinden çıkamayınca  uzayan soruşturmayı kapatmak amacıyla yaşlı kadının uyuklarken içtiği sigaradan yandığını rapor ederek kaza olarak kayıtlara geçmesini sağlar.
Konuyla ilgili bilimsel teorilerden biri bağırsaklarda biriken metan gazının enzimlerlin katalizörlüğü ile birlikte ani bir yanma ve patlamaya sebep olduğu yönünde. Ancak bu olayda ortaya çıkan ısının ve hasarın büyüklüğü bu teorinin çok da doğru olmadığını ortaya koyuyor.

3. Hiroshima Sendromu?



Hiroshima Sendromu?
www.varietyportal.com
51 yaşındaki Bayan Conway torunlarına bakıcılık yaptığı sırada oturduğu yerde yanmaya başlar. Evin yakınından geçen komşusu parlamayı fark ederek, itfayeye haber verir. İtfaye eve vardığında çoktan sönmüş olan yangının, yüksek ısıya rağmen çok küçük bir alana hasar verdiği görülür.
Bilimadamlarının bir kısmı olayı radyoaktivite ile açıklamaya çalışır.  Yanma olayını gerçekleştiren radyoaktif bir reaksiyon olduğunu söyler ve buna da 'Hiroşima sendromu" ismini verirler. 
Hiroşima insanı sendromu, vücudun içinde başlayan çok hızlı seyreden atom altı bir reaksiyon. Vücudun içinde atom bombası etkisiyle eşdeğer zincirleme bir reaksiyon oluşmakta ve insani birden içten içe kavurup, küle dönüştürmektedir. 
Bu teori kulağa mantıklı gelse de herhangi bir deneyle kanıtlanamamıştır. 

4. Vücut Yağları ve Alkolün Birleşimiyle Ortaya Çıkan "Mum Efekti"



Vücut Yağları ve Alkolün Birleşimiyle Ortaya Çıkan "Mum Efekti"
anomalyinfo.com
65 yaşındaki İskoçyalı savaş gazisi Alexander Morrison, en son görüldüğünde körkütük sarhoştur. Kaldığı ahırın tavan arasında sızıp kalır. Komşuları sabah tavan arasından sızan dumanı fark edip, itfayeyi çağırır. 
Saman ve ahşap döşemeye rağmen dar bir alandan dışarı sıçramayan yangın sadece Morrison'u yakar. Saçları ve kafa derisi tamamiyle yanmış olan Morrison, külden bir heykele dönüşür. Vücudunun bir kısmı, bıyıkları hatta elbisesinin üzerindeki kırışıklıkları bile form değiştirmez. Uzayan sigara külü gibi dağılmadan kalır.  Kurbanın iç organları da formu değişmeden tamamen küle döner. Külden vücudun ön kısmı, tavandan düşen kirişler yüzünden hasar görür. Ellerinin ve sağ bacağının iç kısmı yanmamış olan Morrison'un organları, taşırken dağıldığı için çıkartılıp incelenemez. 
Aberdeen Üniversitesinden araştırmacı Dr. J. Mackenzie Booth, askerin rahatlamış yüz ifadesinden yangının o öldükten hemen sonra başladığına kanaat getirir. Vücudun tutuşması için alkolün tek başına yeterli olmadığını düşünen Dr. Boot vücut yağlarını inceler. 
Dr. Booth'a göre vücut yağları ve alkolün bir araya gelip parlaması olası. Buna "Fitil etkisi" deniliyor. Vücut yağları yanıcı madde, saç ve giysiler de fitil işlevi görüyor. Alev alan vücut yağları  mum gibi sürekli yanmayı sağlarken ve saç ve elbiseler de bu yanmayı hızlandırıyor. Bu sebepten geriye yağlı ve isli tamamen yanmış bir kül yığını kalıyor.

5. Nerdeyse Hüküm Giyecekti



Nerdeyse Hüküm Giyecekti
1725 yılında Fransız Nicole Millet hayatı trajik bir ölümle biter.
Gözüne uyku girmeyen bayan Millet mutfağa gider. Gece yarısı eşi Bay Millet garip bir kokuya uyanır.  Kokuya neyin sebep olduğunu bulmak için mutfağa giden Bay Millet mutfakta eşinin kalıntılarıyla karşılaşır. Olaya bir anlam veremez. Polisi arayan zavallı adam soruşturma sonucunda eşini öldürmekten tutuklanır. Hünerli avukatı sayesinde suçsuz bulunur. Bayan Millet'in ölümü ise kader olarak nitelendirilr. 
Bir başka bilimsel teori ise dışarıdan gelen jeomanyetik bir gücün vücut içindeki statik elektriği harekete geçirmesi. Larry Arnold bu olayı açıklamak için piroton adında yeni bir atom altı parçacık olabileceği yolunda bir teori ortaya atıyor. Bu parçacık hücrelerdeki yağla reaksiyona girerek atom düzeyinde patlamalara sebep oluyor. Ancak bu teoriyi destekleyecek bilimsel bir kanıt yok.

6. Minik Bebek Dört Kez Yandı!



Minik Bebek Dört Kez Yandı!
Doğumdan bir hafta sonra bebeğinin çığlığını duyup yanına koşan genç anne gördüğü durum karşısında dehşete kapılır. Minik bebeğin karnından ve sağ dizinden alevler çıkmaktadır. Üç aylık olduğunda ise dördüncü kez aniden ateş alarak yandığı iddasıyla yoğun bakıma yatırılır. 
Çocuk istismarından şüphelenen çocuk hakları savunucuları önce Hintli Rahul ailesinden şüphelenir. Doktorlar bebeğe kromozom testi, gen analizi ve deri biyopsisi dahil birçok testlerin yanında, yakıcı gazlar yayıp yaymadığını kontrol etmek için deneyler ve tetkikler yapar. Ancak kendiliğinden yanmasını destekleyecek bir kanıt bulamaz. Tek olasılık, bebeğin kazara yanmış olabileceğidir. 
Bebeği bilerek ateşe verdikleri iddası ile suçlanan aile, yaşadıkları köyü terk etmek zorunda kalır. Hükümetten korunma talep eden baba, New York Times gazetesine verdiği demeçte:  "Biz minik bir bebeği yakacak kadar deli değiliz, köyümüze geri dönmek istiyoruz ama korkuyoruz" der. 
İlkin bebegin kendi kendine tutuşmasını mümkün olmadığını idda eden Dr. Mohan  'kendi kendine yanma' fenomenini red etse de daha sonra vücuttua bulunan ve ter bezlerinden salgılanan kücük bir miktar alkholün ateş üretebileceğini itiraf etti.
İngiliz uzman Brian J. Ford ise insanın vücudunda bulunan aşırı aseton kimyasalının da bu tür olaylara neden olabileceğini söyler.

7. Sadece Bacakları Kaldı



Sadece Bacakları Kaldı
51 yaşında yalnız yaşayan Beatrice Oczki ağır alkolik ve kırılgan kemiklere sahiptir. Bir hırsızlık teşebbüsünde bileği ve sol bacağı kırılmıştır. Aynı zamanda diyabet hastasıdır. 
Ziyarete gelen gelini kapıdan içeri girer girmez evde  kesif bir yanık kokusu alır fakat kayınvaidesini göremez ve itfayeyi arar. 
Odanın ortasındaki külleri yanmış bir gazete yığını ve veya çöp torbasından arta kalan küller sanan itfayeciler, külü iyice inceledikllerinde Beatrice Oczki'nin bedeninin tamamen yandığını görünce şaşkına döner.  Yanındaki lastik komodin ve üzerinde sigarası ve çakmak ise hiç bir şey olmamış gibi sapasağlam durmaktadır.
Yanma ile oluşan ölümlerde kişiye ait uzuvlar, hatta çoğu zaman cinsiyet tespiti yapabilecek kadar vücut parçaları kalması gerekirken bu vakada iki bacak haricinde vücudt tamamen yanıp kül olur. Bu kadar hızlı ve etkili yanma sağlayacak bir hızlandırıcı madde izine de rastlamıyorlar.

8. İnsan Bedeni Kaç derecede Kül Olur?



İnsan Bedeni Kaç derecede Kül Olur?
Ortadaki siyah beyaz fotoğrafta görülen yaşlı bir kadının vücudunun yarısı, kemikleri de dahil olarak  korkunç şekilde yanmış vaziyette bulunur. Yaşlı kadın dengesini yitirip, başıyla kor halindeki kömürlerini içine düşmüş izlenimi vermektedir.  1980 de ingiltere'de gerçekleşen olay, 'kaza sonucu ölüm' olarak rapor edildiyse de itfaiye eri Tony McMunn böyle bir yanma olayının normal olmadığını  ikna olmaz ve tarihteki vakaları araştırmaya koyulur. 
20 yıllık araştırmaları sonucu McMunn'un ulaştığı sonuç: "Uzmanlar bütün kemikleri de kül edecek ısının 2500 derecenin üzerinde olması gerektiğini söylüyor. Kendi kendine yanma vakalarında vücutta herhangi bir alkolün, yağın parlaması ve yanması ile ortaya çıkacak bir sıcaklık değil." şeklindedir.
İlk fotoğraftaki kurban Michael Faherty 2010'de salonunda yanmış halde bulunduğunda 76 yaşındadır. Faherty Tip 2 diyabet ve hipertansiyon hastası olmasına rağmen ölüm sebebinin kalp yetmezliği olmadığı anlaşıldı. Şömineden sıçrayan bir kıvılcımın sebep olduğu düşünülse de ölümü adli tıp tarafından "kendiliğinden yanma" olarak kaydedilir.

9. Bir Fenomeni Başka Bir Fenomenle Açıklamak: Yıldırım Topu



Bir Fenomeni Başka Bir Fenomenle Açıklamak: Yıldırım Topu
2007'de meydana gelen olayda, görgü tanıkları Brezilyalı talihsiz kadının gözlerinin önünde kısa sürede yanıp, kül olduğuna şahit olurlar. 
Talihsiz kurbana yıldırım topu çarpmış olabilir mi?
Yıldırım topu topraklı insan vücudu ile temas ettiğinde (kemikler dahil) tamamiyle yaktığı söylenmektedir.
Yıldırım topları atmosferdeki  elektrik yükünün havadaki nemle birleşerek oluşturduğu fenomenlerdir.  Çapı bezelye büyüklüğünden birkaç metreye kadar ulaşabilir. Genellikle küresel ve parlak olarak tarif edilir. Bildiğimiz bir anda parlayan yıldırımlardan farklı olarak oldukça daha uzun sürer. Ölümcül sonuçlara yol açacak şekilde patlayip geride bir kükürt kokusu bıraktığı söylenir. Norveç'in Hessdalen vadisinde sıkça görülmektedir.
Tozlu ve nemli ortamda radonun bozunması sırasında ortaya çıkan alfa parçacıkları tarafından üretilen toz ve havanın iyonlaşması tarafından üretildiği iddia edilmektedir.

10. Herkes Kendi Ateşini Kendi Cehennemine Götürür.



Herkes Kendi Ateşini Kendi Cehennemine Götürür.
Dünyada son 300 yılda kayıtlara geçen  232 tane kendi kendine yanma vakası bildirilmiş.
Kurbanların çoğunun depresyon ve anksiyete hastası, obezite ve diyabet gibi şikayetleri olmasından yola çıkan bir teoriye göre ise vücudun kimyasını bozan bu rahatsızlıklar, ölüme yol acacak zehirlerin güvenli seviyeyi geçip, yayılmasına ve organların işlevlerinin bozulmasına sebep olabiliyor. 
Bazı parapsikologlar ise olumsuz düşünme alışkanlıklarının ciddi hastalıkları tetiklediğini ifade ediyor ve bu insanların yandıkları güne kadar, kötü niyetli düşünce ve eylemlerle vücutlarını kötüye kullandıklarını, ruhlarını kirlettiklerini iddia ediyor. 
Yani son teoriye göre ise negatif düşünen, davranan ya da etrafı negatif enerjiyle çevrili bu insanlar kendi cehennemlerini yaratıyor. 
Bilimin ve parapsikolojinin aydınlatamadığı bu fenomen hakkındaki yorumu size bırakıyoruz.


Bu Makalemi Arkadaşlarınızla Paylaşın